Ümmü Habibe (r.anha) 594-664

EBÛ Sufyan’ın kızı, ismi Remle idi. Zengin ve soylu bir ailenin, Ebu Sufyan’ın kızı idi. Naz-ü niyaz içinde büyümüştü. Sevimli idi. Ailece çok sevilirdi. Peygamberimiz (sav) Mekke halkını İslâm’a davet edince hemen Müslüman olanlardan biri de Remle idi.

Eza ve Cefalar
Remle Müslüman olunca ailesinin ve etrafının tavrı değişti. Sevilen Remle sevilmez oldu. Sevginin yerini baskı ve tehdit aldı. Remle dininde sebat etti. Eza ve cefalara karşı koydu. Dininden dolayı ezâ ve cefa görmede Remle yalnız değildi. Küfür ve şirk bataklığına saplanmış olanlar, Müslümanlara ayrım gözetmeden işkence yapıyorlardı. Fakir, yoksul ve kimsesiz Müslümanlara işkencenin her türlüsünü yapıyorlardı. Zengin ve soylu aileden olanlar bile müşriklerin zulmünden kendilerini kurtaramıyorlardı. Ebu Cendel, soylu ve zengin bir ailenin oğlu olmasına rağmen zincire vurulmak tan kendisini kurtaramamıştı. Sa’d bin Ebu Vakkas Müslüman olduğu zaman on yedi yaşındaydı. Müslüman olmasına sevinmiş, ailesine müjde vermek için koşmuştu. “Ben Müslüman oldum” demişti. Müslüman olması ailede kabul edilmedi. Dininden dönmeyince de onu aç ve susuz bırakmışlar, haftalarca hapsetmişlerdi. Yıllar, müşriklerin eza ve cefaları ile geçti. Yıllar, Remle’yi Müslümanlık uğrunda daha azimli ve kararlı kıldı.

Habeşistan Muhaciri
Müslüman için bir huzur yolu açılmıştı. Habeşistan’a giden Müslümanlardan iyi haberler geliyordu. Dinlerinden dolayı işkence görmüyorlardı. Dini vazifelerini rahatça yapıyorlardı. Allah’ın Rasûlünden
hicret için yine izin çıktı. Bir kafile oluştu. Bu kafile Habeşistan’a hicret eden ikinci kafileydi. Remle ve kocası Ubeydullah bin Cahş da bu ikinci kafile ile Habeşistan’a hicret edenler arasındaydı. Habeşistan’da Remle’nin bir kızı doğdu. Adını “Habibe” koydu. Remle Ümmühabibe “Habibe’nin annesi” adını aldı. Araplarda anne baba ilk çocuğun adı ile anılırdı.

Hristiyan Koca
Ümmühabibe’nin yavrusu ve kocası ile mesut bir hayatı vardı. Müslümanca yaşıyorlardı. Fakat bu mesut hayat çok sürmedi. Gördüğü bir rüya, hayatının yeni bir döneme gireceğini gösteriyordu. Ümmühabibe rüyasını şöyle anlatıyor. “Rüyamda kocamı çok çirkin bir şekilde gördüm. Korkarak kendi kendime mutlak halimde bir değişiklik var dedim. Sabah oldu”Ubeydullah: “-Ümmühabibe ! Ben Hristiyanlıktan daha iyi bir din görmüyorum” dedi. Ümmühabibe: “-Vallahi senin için iyi olmaz” dedi, fakat kocası sözünü dinlemedi, önemsemedi ve Hristiyan oldu. Ubeydullah bin Cahş, Peygamber (sav)’in halasının oğlu idi. Putları kabul etmez, kendine din arardı. Hristiyanlarla kavuşunca Hristiyanlığı kabul etmişti. Peygamber (sav) İslâm’a davete başlayınca, Hristiyanlığı bırakmış Müslümanlığı kabul etmişti. Dini uğrunda vatanını terk etmiş Habeşistan’a hicret etmişti.

Peygamber (sav) zamanında dinden dönen birkaç mürtedden biri de Ubeydullah bin Cahş’dı. Ubeydullah bin Cahş, ilk Müslümanlardandı. Mürted olmasaydı sahabe yanında anılacaktı. Mürted oldu, ebedî bahtiyar olma saadetini kaybetti. Çok yazık… Ubeydullah bin Cahş’ın irtidadı dolayısı ile şunu da söylemeliyiz ki, peygamberlerin dışında masum insan yoktur. Sadece peygamberler günah işlemekten Allah’ın koruması altındadır. Diğer insanlar günah işlemek ve şeytanın isteklerine kapılma tehlikesi ile karşı karşıyadır. İnsanın imânda sebatı, ibâdeti, itâati ve ahlâk-ı hamidesi ile şeytan iş yapamaz hale gelir. İnsan kemâl’e erer. Bunun en güzel örnekleri Sahabe-i Kiramdır. Ümmühabibe, Ubeydullah’ı İslâm’a döndürmek için çok uğraştı. Muvaffak olamadı. Ubeydullah’ın Hristiyan olma baskılarına maruz kaldı. İslâm’da sebat etti. Ubeydullahdan uzaklaştı… Ubeydullah
Hristiyan olduktan sonra kendini içkiye verdi. Kısa bir müddet sonra da öldü. Ümmühabibe yavrusu ile gurbette yapayalnız kalmıştı. Babası Ebu Sufyan, Ebu Cehil’in Bedir’de öldürülmesinden sonra
Mekke’de müşriklerin başı olmuştu. Ona gidemezdi. Ondan kaçmış, Habeşistan’a hicret etmişti. Himaye edeni yoktu. Müşkül durumdaydı.

Peygamber (sav)’ın Hanımı
Ümmühabibe dini salabeti olan bir hanımdı. Rabbine sığındı, O’ndan yardım diledi… Habeşistan hükümdarı Necâşi’nin hizmetinde bulunan kadınlardan biri Ümmühabibe’ye geldi: “- Rasûlullah seninle evlenmek için bir mektup göndermiş” dedi. Ümmühabibe: “-Allah sana da hayırlı müjdeler versin” dedi. Sevincinden gümüş bileziklerini çıkarıp kadına verdi. Ümmühabibe: “-Bu haber kadar hayatta beni hiçbir şey heyecanlandırmamıştır” dedi.
Ümmühabibe’nin dininde sebat etmesi Peygamberimiz i son derece sevindirmişti. Din uğrunda vatanını terk eden, diyar-ı gurbette çaresiz kalan Ümmühabibe ile Peygamberimiz evlenmek istedi. Ümmühabibe ile evlenmesinin bir başka sebebi de Ebu Sufyan’ı İslâm’a yaklaştırmaktı. Gerçekten Peygamberimiz Ümmühabibe ile evlendikten sonra Ebu Sufyan’ın Müslümanlığa karşı saldırgan düşmanlığı yokolmuştu.

Necâşi’nin Müslüman Olması
Peygamber (sav), Amr bin Ümeyye ed-Damir’yi Necâşi’ye elçi olarakgönderdi. Amr, Peygamber (sav)’in iki mektubunu Necâşi’ye verdi.Mektubunun birinde Necâşi İslâm’a davet ediliyor, diğerinde ise Ümmühabibe ile evlenmek istediği bildiriliyor. Necâşi’ye nikah için yetki veriliyordu. Necâşi’nin yanından gelen kadın Ümmühabibe’ye: “Kral nikah için bir vekil tayın etmeni istiyor” dedi. Ümmühabibe Halid bin Said’i nikah için kendine vekil etti. Necâşi Müslümanları topladı. Nikah konuşması yaptı. Bu konuşmasında kelime-şehâdet getirdi. Müslüman olduğunu ilan etti. Dörtyüz dinar mehirle Peygamber (sav)ile Ümmühabibe’nin nikahını kıydı. “Nikahtan sonra yemek vermek
peygamberin sünnetidir”
dedi. Müslümanlara nikah yemeği verdi. Nikah mehrini Necâşi vermişti. Necâşi Ümmühabibe’ye hediyeler verdi. Peygamberimiz’e verilmek üzere hediyeler ayırdı. İki gemi ile Ümmühabibe ve Müslümanları Medine’ye gönderdi. Ümmühabibe ve Habeşistan muhacirleri, Peygamber (sav) Hayber Gazası’nda iken Medine’ye kavuşmuşlardı.

Peygamber’in Oturduğu Minder
Mekke müşrikleri Hudeybiye Anlaşması’nı bozmuşlardı. Pişman oldular. Anlaşmayı yenilemek ve uzatmak için Ebu Süfyan’ı Medine’ye gönderdiler. Ebu Sufyan Medine’ye geldi. Kimse yüzüne bakmadı. “Nereye gitmeli, kime gitmeli?” dedi. Kızı Ümmühabibe aklına geldi. Onun evine yöneldi. Ebu Sufyan Ümmühabibe’nin evinde gördüğü bir mindere oturmak üzereydi. Birden minder çekildi, dürüldü, kaldırıldı. Ebu Sufyan olduğu yerde şaşa kaldı. Bu yapılan neydi? Ebu Sufyan sordu: “-Kızım minderi mi bana, yoksa beni mi mindere layık görmedin? Anlayamadım” dedi. Ümmühabibe cevap
verdi: “O, Rasûlullah’ın minderidir. Sen ise müşriksin, necissin. Rasûlullah’ın minderine oturamazsın.” Ümmühabibe’nin hareketi, Rasûlullah’ın eşyasını müşrik babasının kullanmasından korumaktı.Korudu da. Onu Rasûlullah’ın minderine oturtmadı.

Asıl Korunması Gerekli Olan
Minder gibi eşya zamanla eskiyip yok olur. Rasûlullah’ın tebliğ ettiği İslâm, dünyanın sonuna kadar insanlar için gerekli olan dünya ve ahiret saadet nizamıdır. Müslüman için asıl korunması, insanlığın
kurtuluşu için şart olan Rasûlullah’ın tebliği ettiği İslâm nizamıdır. Müslümanlığını kaybeden ve İslâm’dan uzaklaşan her şeyini kaybeder. İslâm’ı kendimiz için, insanımız için, gelecek nesillerimiz için, ahiret saadetimiz için korumalıyız. İslâm’ı korumak için gerekli olanilk iş Müslümanca yaşamaktır. Müslümanca yaşamayanlar duyamazlar, yolunda olamazlar, koruyamazlar, korunamazlar. Neticede perişan olur giderler. Bugünkü dünyadaki Müslümanların durumu
bunun en perişan örneğidir. İslâm nizamında uyulması gerekli olan ölçü; Allah’ın emirleri, yasaklar ve Peygamber (sav)in sünnetidir. Kızının davranışı karşısında Ebu Sufyan şaşkındı. Ne diyeceğini şaşırmıştı: “-Bizden ayrılalı kötü olmuşsun” dedi. Ümmühabibe: “-Ben kötü olmadım. Allah beni İslâm ile şereflendirdi. Sen ise, işitmez, görmez puta tapıyorsun. Senin gibi Kureyş’in büyüğü ve yaşlısı nasıl olur da İslâm’a uzak kalır” cevabını verdi. Ebu Sufyan şirkte direndi: “-Atalarımızın taptıklarını bırakıp da Muhammed’in dinine mi tabi olacağım?” dedi. Puta tapıcılıkta inadından vazgeçmedi. Ümmühabibe; edebde, ahlâkta, İslâm’a bağlılıkta, müslümanca yaşamada örnek bir hanımdı.
Hazreti Âişe anlatıyor: Rasûlullah’ın ailelerinden Ümmühabibe son hastalığında beni istemiş. Gittim, bana: “-Benimle senin ve diğer kumalarımız arasında bazı kırgınlıklar olmuştur. Allah beni de senide bu olanlardan dolayı affetsin” dedi. “Ben sana hakkımı helal ettim. Allah sana bu hususta bir şey sormayacaktır” dedim. Ümmühabibe: “Beni sevindirdin. Allah da seni sevindirsin” dedi. Sonra Ümmüseleme’yi istetti. Ona da aynı şeyleri söyledi. Ümmühabibe çeşitli konularda Peygamber (sav)’den hadis-i şerifler rivâyet etti. Hicretin kırk dördüncü yılında Hakk’ın rahmetine kavuştu. Allah ondan razı olsun…

——————————————————-

Kaynakça
1-Abdusselam Harun, Tehzibu İbn-i Hişam, 332, 1977, Kuveyt.
2-Buhârî Tecrîd-i Sarîh Terc. 2/368, 1960 Ankara, 4/364, 1968 Ankara
3-Muhammed Rıza, Muhammedün Rasûlullah, Sh: 274, 1974, Beyrut.
4-Yusuf Kandehlevî, Hadislerle Müslümanlık 3/1263, 1973, İstanbul
5-M. Hamidullah, İslâm peygamberi: 2/23, 1960

Scroll to Top