ESMA, hazreti Ebu Bekir’in kızıdır. Esma binti Ebu Bekir diye anılır. Annesi babasının cahiliyye devrinde boşadığı Kuteyle’dir. Hicretten yirmi yedi yıl önce doğmuştur. Hazreti Âişe’den on yaş büyüktü. Müslüman olanların on sekizincisidir. Esma binti Ebu Bekir, babasının talim ve terbiyesi altında yetişti. Müşriklerin Müslümanlara zulüm ve işkencelerini göre göre, hadiseler ruhunda
derin tesirler meydana getirmişti. Her olay onu Allah’a inanmada ve ona kulluk etmede daha da şuurlandırmıştı. Peygamber (sav) sık sık Hz. Ebu Bekir’in evine gelirdi. Her gelişde Peygamber (sav) den yeni şeyler öğrenirdi. Esma binti Ebu Bekir, Müslüman olarak yetişen çocuklardan biri idi. Genç kızlık çağına erdi. Babası onu Müslüman olanların altıncısı Zübeyr bin Avvam ile evlendirdi. Evlendiği zaman, Müslümanlar Mekke müşriklerinin zulmünden kurtulmak için Habeşistan’a hicret ediyordu. Esma’nın kocası Zübeyr de müşriklerin zulüm ve işkencelerine uğrayanlardan biri idi. O da Allah’ın Rasûlü’nden izin alarak Habeşistan’a hicret etti. Esma yine baba evindeydi. Bir gün Peygamber (sav) adeti olmadığı bir zamanda, bir öğle sıcağında hazreti Ebu Bekir’in evine geldi. İzin istedi, girdi. “-Yanında kim varsa dışarı çıkar” buyurdu. Hazreti Ebu Bekir: “-Kızlarım var, onlar yabancı değildir. Anam babam sana feda olsun! Ne haber var?” dedi.
Peygamber (sav): “-Allah bana Medine’ye hicrete izin verdi” buyurdu. Hazreti Ebu Bekir: “- Ey Allah’ın Rasûlü! Sizinle arkadaşlık var mı?” diye sordu. Peygamber (sav): “Var” müjdesini verince, hazreti Ebu Bekir sevincinden ağlıyordu. Yol hazırlığına başlandı. Yol için azık hazırlandı. Esma yiyecekleri bir torbaya koydu. Su tulumunu su ile doldurdu. Ağızlarını bağlayacak ip aradı, bulamadı. Kuşağını çıkardı, iki parçaya ayırdı. Bir parçası ile azık torbasının, diğer parçası ile de su tulumunun ağzını bağladı. Peygamber (sav): “- Ey Esma senin bu kuşağına bedel, Allah sanacennette iki kuşak versin” buyurdu. Cennette iki kuşağa kavuşacağı için kendisine “Zatunnikateyn=İki kuşak sahibi” dendi. Peygamber (sav) o gece hazreti Ebu Bekir’le birlikte evinden ayrıldı, Sevr mağarasına gitti. O gece Peygamber (sav)’in evinde geceleyen hazreti Ali idi. Gece öldürmek için evini kuşatanlar, Peygamber (sav)’in ayrıldığını anlayınca çılgına döndüler, her yerde aramaya başladılar.
Bütün Düşüncesi
Hazreti Ebu Bekir’in evine geldiler. Esma şöyle anlatıyor: Peygamberin babamla beraber gittiklerinin ertesi günü müşriklerden bir gurup gelerek kapımızı çaldılar. Dışarı çıktım. “Baban nerede ?”
dediler. “Bilmiyorum” dedim. Ebu Cehil bana öyle bir tokat vurdu ki kulağımdan küpem düştü. Esma o zaman hamileydi. Kocası Zubeyr Habeşistan’da muhacirdi. Babası Ebu Bekir, Allah’ın yolundaydı. Kendilerini koruyacak kardeşi Abdullah’tan başka kimseleri yoktu. Müşrik dedesi Ebukuhafa “Babanız size ihtiyacınızı karşılayacak bir şey bırakmadı” diye sızlanıyordu. Esma bunları düşünmüyordu. Ebu Cehil’in vurduğu tokattan dolayı da metanetini kaybetmemişti. Onun düşündüğü tek şey vardı: Allah’ın Rasûlünün sağ-salim Medine’ye kavuşmasıydı. Bunun için Allah’a dua ediyordu. Allah’ın Rasûlü’nün Medine’ye ulaştığı haberi gelince imânlarını gizledikleri için Mekke’de kalan Müslüman evleri sevinçle doldu. Bir müddet sonra bir haber daha geldi. Hazreti Ebu Bekir ev halkının Medine’ye hicretini istiyordu.
Medine’de Doğan İlk Müslüman Çocuğun Annesi
Esma, üvey annesi Ümmü Rûman, kardeşleri hazreti Âişe ve Abdullah’la Medine’ye hicret ettiler. Medine’nin Kuba semtine gelince Esma’nın sancını tuttu. İlk çocuğu Abdullah’ı doğurdu. Abdullah’ın doğumunu Müslümanlar sevinçle, tekbirlerle karşıladılar. Çünkü Yahudiler: ”- Biz Müslümanlara sihir yaptık. Onların çocukları olmaz” diyorlardı. Abdullah Medine’de doğan ilk Müslüman çocuğu idi. Doğumu ile Yahudiler yalancı çıkmıştı.
Aile Durumu
Esma’nın kocası Zübeyr (ra) Habeşistan’dan Medine’ye geldi. Aile yuvası Medine’de yeniden şenlendi. Esma binti Ebu Bekir ailenin durumunu şöyle anlatır: “-Zübeyrle evlendim. Onun ne malı ne de kölesi vardı. Sadece bir atı vardı. Atının yemini ben verirdim. Bakımını da ben yapardım. Su taşıdığı devesinin hurmasını döver, yiyeceğini verir ve sulardım. Su tulumunu ben diker, hamurunu yoğururdum. Ekmek pişirmesini iyi bilmediğim için Ensar komşu kadınlar ekmeğimi pişirirlerdi. Onlar ne iyi insanlardı. Allah’ın Rasûlü, Zübeyr’e üçte iki fersah (3.8 km) uzaklıkta bir arazi verdi Araziden başımın üstünde hurma çekirdeği taşırdım.” Zubeyr: “-Allah’a yemin ederim ki senin hurma çekirdeği taşıman bana ağır geliyor” derdi. Babam bana bir hizmetçi gönderdi. Artık ben sadece atın idaresine bakıyordum.”
Esma’ın kocası Zübeyr (ra) cihad’tan arta kalan zamanlarda ticaretle meşgul olmaya başladı. Kısa zamanda zengin oldu. Zenginliğini hayır yollarında kullanırdı. Gazileri donatır, muhtaçlara yardım ederdi. Zekâtını verirken çok titiz davranırdı. Ailede sade bir yaşayış vardı. Esma da son derece cömertti. Eline geçeni ertesi güne bırakmadan muhtaçlara verirdi. Dağıttığı şey kendisine ait olandı. Kocaya ait olanı dağıtmak ancak kocanın izni ile olurdu. Kocaya yardımın, iyi geçinmenin ve itâatin en güzel örneklerini de sahabî hanımları verdi. Esma da bu hanımlardan biri idi.
Esma, babası ve kocası gibi Allah’ın Rasûlü tarafından cennetle müjdelenen bahtiyarlardandı. Onların cennetle müjdelenmeleri, İslâm’a bütün varlıkları ile bağlı olmalarından ve Müslümanca yaşamalarındadır. Bir Müslüman onlar gibi yaşar, Allah’a ve Rasûlü’ne itâat ederse cennete girer, peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve sâlihlerle beraber olurdu.
Müşrik Anne
Hudeybiye anlaşmasından sonra Esma’nın annesi Kuteyle kızını ziyaret için Mekke’den Medine’ye geldi. Kuru üzüm, yağ gibi hediyelerde getirdi. Esma annesini evine almadı, hediyelerini de kabul etmedi, annesine: “Her ne kadar annem isen de, Allah bizi müşriklerle ülfetten men etti. Allah’ın Rasûlünden izin almadıkça ben seninle görüşemem” dedi.
Allah’ın Rasûlüne koştu. Annesinin geldiğini söyledi: “-Onunla konuşayım mı?, ona iyilik edeyim mi?” dedi. Çünkü annesi Müslüman değildi, puta tapıyordu. Peygamber (sav), Esma’ya annesini evine almasını ona iyilik yapmasını emir buyurdu. (10)-
Cebrail geldi. Allah’ın emrini getirdi. Peygamber (sav)’in Esma binti Ebu Bekir’e verdiği annesi ile görüşme izni vahiy ile teyid edildi. Allah şöyle buyurur: “Allah sizi, din konusunda sizinle savaşmayan, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan men etmez. Şüphesiz Allah âdil davrananları sever.” “Allah, sizi ancak, sizinle din konusunda savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için destek verenleri dost edinmekten men eder. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (Mümtahine Sûresi: 60/8, 9)
Din yönünden zararı dokunmadığı müddetçe Müslüman olmayanlarla, ana, baba, akraba ve diğer insanlarla barış zamanında görüşmek, onlara iyilik yapmakta bir mahzur yoktur. İlâhî ruhsat vardır.
Bu ruhsata sebep Esma binti Ebu Bekir’dir. Bu ruhsat bütün Müslümanlara bütün devirlere şamildir. Merhum Mevdudî, “Bir Müslümanın kâfir olan anne ve babasına hizmette bulunmasının, kardeşlerine ve akrabalarına yardım etmesinin İslâm düşmanı olmamaları şartıyla caizdir” der.
Esma’nın Abdullah’tan başka Urve, Münzir, Hatice, Ümmü Hasen ve Âişe adlarında beş çocuğu daha vardı. Urve âlimdi. Medine’nin yedi fakihinden biriydi. Yetişmesinde annesi ile teyzesi Hz. Âişe’nin tesiri çok büyüktü. Esma çok yaşadı. Oğlu Abdullah Emevi hükümdarı Yezidi hükümdar olarak tanımadı. Hicaz, Yemen, Mısır, Irak Abdullah bin Zübeyr’e tabi oldu. İdare merkezi Mekke idi. Emevî hükümdarı Abdülmelik kuvvetlendikten sonra Abdullah bin Zübeyr’in üzerine zalim Haccac’ı gönderdi. Haccac Mekke’yi kuşattı. Kuşatma yedi ay sürdü. Yiyecek tükendi. Halkın çoğu Haccac’tan aman diledi. Abdullah bin Zubeyri terk etti. Haccac Ebu Kubeys dağına mancınık kurdu. Kâbe’ye sığınmış Abdullah’ı ve ona bağlı olanları taşa tuttu. Abdullah müşkil durumda idi. Etrafında çok az insan kalmıştı. Onların da mücadele gücü tükenmişti. Annesine koştu, durumu anlattı, fikrini sordu.
Hak Üzere Sebat Et
Esma binti Ebu Bekir oğluna şöyle dedi: “- Oğlum! Sen kendini daha iyi bilirsin. Halk üzere olduğun ve halkı Hakka, doğruya çağırdığından emin isen, sebat et. Şüphe yok ki ashab ve arkadaşların hep hak üzere iken öldürüldüler… Eğer muradın sadece dünya ise, ne fena bir kul imişsin. Kendini ve beraberinde olanları helâke sürüklemiş oldun. Eğer dersen ki, ben Hak üzere idim, fakat arkadaşlarıma zayıflık ve korku geldi bende zebun düştüm” dersen, bu da hür olanların söyleyecekleri söz değildir. Dünyada daha ne kadar müddet kalacaksın?. Ölüm daha evladır” dedi.
Abdullah: “-Anne korkarım ki, Şamlılar bana işkence ederler ve beni asarlar” dedi. Endişesini belirtti. Esma binti Ebu Bekir: “-Oğulcağızım, koyun derisi yüzülmekten elem duymaz. Allah’a yemin ederim ki, izzet ve itibar ile kılıç yemek zillet ve alçaklıkla kırbaç yemekten hayırlıdır” dedi. Abdullah annesinin başını öptü: “Ey anne! Benim de görüşüm budur. Ben kendimi bildim bileli dünyaya meyletmemişimdir. Beni Emevilere karşı çıkaran haramları helal saymalarıdır. Öleceğime sakın üzülmeyesin. Oğlun şimdiye kadar kötü bir iş yapmadı. Adâletten ayrılmadı. Kimseye zulmetmedi. Benim için Allah’ın rızasından üstün bir şey yoktur”dedi.
Esma binti Ebu Bekir, oğlu yanından ayrılırken şöyle dedi: “-Umarım ki oğlum hakkında olacak sabrım, güzel sabır olur. Eğer benden önce gidersen seni Allah katında ecir, sevap ve âhiret azığı
edinirim. Eğer muzaffer olursan, senin muzafferiyetinle mesrur olurum.”
Abdullah bin Zübeyr yeniden savaşmaya başladı. Haccac’ın askerleri kapılardan Harem-i Şerif ’e giriyorlardı. Onları geri püskürttü. Bu arada mancınıkla atılan bir taş yüzünü yaraladı, düştü. Haccac’ın askerleri koşup geldiler, Abdullah bin Zubeyr’i şehit ettiler. Abdullah bin Zübeyr, âbid, zâhid, âdil ve mücâhid bir insandı. Şehit olduğu zaman yetmiş üç yaşındaydı. Haccac Abdullah bin Zubeyr’in başını kesip Şam’a gönderdi. Başsız vücûdunu da astırdı.
Sen Oğlumun Dünyasını Yıktın,
Oğlum da Senin Âhiretini Yıktı
Haccac, Abdullah bin Zübeyr’in annesi Esma’ya haber gönderdi. Gelsin, yalvarsın, oğlunun cesedini vereyim dedi. Gitmedi. Gelsin diye emretti. Haccac’ın emrini dinlemedi, gitmedi. Haccac geldi. Gururlu ve kibirli idi: “-Abdullah’a yaptığımdan dolayı beni nasıl buldun?” dedi.
Esma binti Ebu Bekir Haccac’a şu cevabı verdi: “-Seni şöyle buldum. Sen oğlumun dünyasını yıktın. Oğlumda senin âhiretini yıktı.” Allah’ın Rasûlü “Beni Sakıfdan bir yalancı, bir helâk edici
çıkacağını söylemişti. Yalancıyı (muhtarı) gördük. Helak edici de sensin” dedi. Esma binti Ebu Bekir’in oğlu Abdullah ve Haccac’la konuşması ne kadar metin, cesur, bilgili, şuurlu olduğunu, Hâkka bağlı olduğunu zulüm karşısında eğilmediğini gösteriyor. Muhammed (sav)’in eğitiminde yetişen sahabeler böyle idi…
Biz de İslâm terbiyesinde yetişmeliyiz, çocuklarımızı da yetiştirmeliyiz ki, zorluklar karşısında, zamanın zalimleri ve fasıklarının türlü türlü hile ve desiseleri karşısında onlara uymamalıyız. Hak yolunda sağlamca durmalıyız. Esma binti Ebu Bekir, Peygamber (sav) den bir çok hadis-i şerif rivâyet etti. İslâmî ilimlerde geniş bilgi sahibi idi. Ahlâk, fazilet ve Müslümanca yaşamada örnek bir hanımdı.
Hicret eden hanımların bu dünyadan en son ayrılanı idi. Oğlu Abdullah’ın şehid edilmesinden sonra birkaç hafta içinde yüz yaşında vefat etti. Allah ondan razı olsun. Âmîn
———————————————–
Kaynakça
1-Şemseddin Sami, Kamsula’lam, 2/943, 1306 Hicrî İstanbul,
2-Buhârî, El-Edebu’l-Müfred, 1/93, 1388, Kahire,
3-İslâm Ansiklopedisi 11/403, Diyanet Vakfı Yayın.
4-A. Harun Tehzibü İbn-i Hişam, 56, 1397. Hicrî, Kuveyt
5-M. Zihni Efendi, Mesâhîru’n-Nisâ, 37, Şamil Yayını, 1982, İst.
6-Asr-ı Saadet Ashab 1/335, Sebîlürreşad Yayını 1963, İstanbul
7-Buhârî Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, Diyanet Yayını, Ank.
8-M. Esâd, İslâm Tarihi: 528, Marifet Yayını, İstanbul
9-Yusuf Kandehlevî Hadislerle Müslümanlık Divan Yayını 3/1303, 1975, İst.
10-M. Vehbi: Hülâsat’ül Beyan, 14/5885, Üçdal Yayını, İst
11-Hak Dini Kur’ân Dili, Zaman Yayını, İst.
12-Mevdudî, Tefhimu’l Kur’ân, Yeni Şafak Yayını, İst.
13-Ahmed Cevdet, Kısas-ı Enbiya, M. E. B. Yayını, Ank.