EBÛ Basir (Busayr künyesidir). İsmi Utbe bin Esid es Sakafi’dir. Müslüman olduğu için Mekke müşrikleri onu hapsetmişlerdi. Ebu Busayr hapisten kaçtı, yaya olarak Medine’ye geldi. Allah’ın Rasûlü Muhammed (sav)’e ve Müslümanlara kavuştu. Üç gün sonra Mekke’den iki adam geldi. Hüneys bin Cabir ve azatlı kölesi Kevser. Ellerinde belgeleri de vardı. Kureyş adına Hudeybiye
anlaşması şartlarına dayanarak Ebu Busayrı geri istiyorlardı. Çünkü, Hudeybiye anlaşmasında biri Müslüman olup Mekke’den Medine’ye gelirse, onu geri iade etmeyi şart koşan bir madde vardı.
Ebû Busayr: “-Şirkten kurtulmuş iken şimdi müşriklerin içine nasıl gideyim?” dedi. Peygamber (sav): “-Biz ahdimizi bozamayız. Sabret. Allah sana ve senin gibi müşrikler içinde kalan Müslümanlara bir kurtuluş yolu gösterir” buyurdu. Ebu Busayr gelen adamlara teslim edildi. Medine’den ayrıldılar. Mekke yolunda Zul-Huleyfe’de konakladılar.
Ebû Busayr, adamlardan birine: “-Kılıcın çok güzel”, dedi. Diğeri: “-Ben çok tecrübe ettim. Benimki daha güzel” diye kılıcını övdü. Ebu Busayr: “-Verir misin bakayım” dedi. Adam kılıcını verdi.
Ebu Busayr da hemen onu cansız yere serdi. Arkadaşı kaçtı, kendini Medine’de buldu. Ebu Busayr’ı Peygamberimiz (sav)’e şikâyet etti. “-Arkadaşımı öldürdü. Beni de öldürecekti”dedi.
Adamın peşinden Ebu Busayr da geldi. “-Ey Allah’ın Rasûlü! Beni onlara teslim ettin. Sen sözünü yerine getirdin. Anlaşmaya riâyet ettin. Allah, beni onlardan kurtardı” dedi. Ebu Busayr, Medine’de
kalmak istedi. Fakat anlaşma yürürlükte idi. Müşrikler tekrar istese iadesi gerekti. Bunun için Peygamber (sav) Ebu Busayr’a, “-Medine’den çık, istediğin yere git” dedi. Onu serbest bıraktı.. Ebu Busayr, giderken de: “- Yanında adam olsa savaş ateşini alevlendirecek bir kimse” buyurdu.
Ebû Busayr Medine’den ayrıldı. Denizin kenarında bir yer olan İs’de gitti. İs; ağaçlık bir vadi idi. Kureyş’in ticaret yolu üzerindeydi. Ebu Busayr (İs) de Kureyş kervanlarını vurmaya başladı. Mekke’de hapsedilen Müslümanlar Ebu Busayr’ın yerini öğrendiler. Hapisten kaçıp onun yanına gittiler. Hudeybiye anlaşması gereğince müşriklere iade edilen Ebu Cendel de zindandan kaçtı. Ebu Busayr’a katıldı. Kabilelerden ve Mekke müşriklerinden Müslüman olanlar da Ebu Busayr’a
katılıyordu. Sayıları çoğaldı. Üçyüz kişiye yakın bir kuvvet ve cemaat meydana geldi. Ebu Busayr yeni cemaatin başkanı ve kumandanı idi. Namazlarını kıldırıyor, aralarında İslâm’ın hükümlerini tatbik ediyor, Cuma günleri onlara hatiplik ediyordu. Müşrikler, Peygamber (sav)’e baş vurmak mecburiyetinde kaldılar. “-Akrabalık hakkı için Ebu Busayr’ın yaptıklarına engel ol” dediler.
Müslüman olanların Mekke müşriklerine iadesinin anlaşma şartlarından kaldırıldığını ilan ettiler. Bundan sonra Müslüman olanların Medine’ye gidebileceklerini, engel olunmayacağını taahhüt ettiler. Peygamberimiz (sav) Kureyş’in teklifini kabul etti. Ebu Busayr ile Ebu Cendel ve arkadaşlarını Medine’ye davet etti. Peygamber (sav)’in mektubu Ebu Busayr’a ulaştığı zaman o ağır hasta idi. Peygamberimiz (sav)’in mektubunu okudu; yüzüne, gözüne sürerken ruhunu teslim etti. Ebu Cendel ve arkadaşları kahraman önderleri Ebu Busayr’ın cenaze namazını kıldılar, oraya defin eylediler. Mezarının yanına da bir mescid yaptılar. Sonra Medine’ye geldiler. Bunlardan bazı Müslümanlar da kabilelerine döndüler. Ebu Busayr, müşriklerin Hudeybiye anlaşmasına koydurttuğu ve Müslümanları son derece üzen maddeyi, yine müşriklere kaldırtan kahramandır. Ebu Busayr, bütün varlığıile Allah’a ve Rasûlüne bağlanan, cemaat olur olmaz dinin ahkamını
aralarında uygulayan bir önderdi. Ebu Busayr, zulme ve küfre başkaldıran, ona kök söktüren mücahid bir Müslümandı. Allah, Ebu Busayr ve arkadaşlarından razı olsun. Amin.
————————————————————
Kaynakça
1-Dr. M. Şerafeddin Kalay, Örnek Nesil 2, Altınoluk Yayını, 2010, İst.
2-Yusuf Kandehlevî, Hadislerle Müslümanlık, Divan Yayını, İst.