Yol gösterenler Takdim

Hamd; Âlemlerin Rabbi, Rahman, Rahim ve din gününün sahibi olan Allahü Teâlâ’ya (cc), salât ve selâm, Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Efendimize (sav), temiz ehl-i beytine ve ashabına olsun! Tarih boyunca Allah’ın (cc) rızasını kazanabilmek için bütün imkanlarını seferber eden mü’minlere hayır dualar ederiz! Mü’minlerin birbirlerini sevmeleri, kelime-i şehadete dayanan bir hadisedir. Günümüzde yaşayan Müslümanların; önce ‘nizam-ı âlem’ idealine dayanan devletlerini, sonra birbirlerine karşı olan sevgilerini kaybettiklerini söylemek mümkündür. Bilindiği gibi mü’minlerin birbirlerini sevmeleri, fütüvvet ahlâkının zaruri bir sonucudur. Fütüvvet ahlakı,din kardeşini dünya ve ahirette kendi nefsine tercih etmeyi beraberinde getiren bir ahlâktır. İmam Seyyid Şerif Cürcani ‘Kitabût Tarifat’ isimli
eserinde:’ Hakikat ehlinin ıstılâhında fütüvvet, din kardeşini dünya veahirette kendi nefsine tercih etmektir’[1] diyerek, bu inceliğe işaret etmiştir, Hz. Ali’nin (ra) bir suali üzerine Peygamberimiz Efendimiz (sav) fütüvvet ehlinin alametlerini haber vermiştir:’ Ya Ali!. Ümmetimin fityanının (fütüvvet ehlinin) on âlameti vardır: Adil olmak, ahde vefa göstermek ,yalan sözden kaçınmak, emaneti muhafaza etmek, yetime iyilik etmek, isteyene vermek, hediyeleşmek, faydalı işler yapmak, münakaşayı terketmek, Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek.’[2] Bu on âlameti elde eden fütüvvet ehli mü’minlerin gayretleri; sadece güzel ahlakın yayılmasına hizmetle sınırlı kalmamış, bazı ictimai ve iktisadi müesseselerin kurulmasına vesile olmuştur.
İslâmi mücadele; birbirlerini Allah (cc) için seven ve kardeşlerini kendi nefislerine tercih eden muttaki mü’minlerin gayretiyle edâ edilmesi mümkün olan salih bir ameldir. Meşrû sevginin temelinde; Allah’ın (cc) indirdiği hükümlere ihlâsla teslim olmak, Peygamberimiz Efendimiz in (sav) sünnetine sımsıkı sarılmak, fitnenin ve fesadın ortadan kaldırılması için bütün imkânları seferber etmek gibi unsurların bulunduğunu söylemek mümkündür. Sahabeden Hz. Said b. Cerir’den (ra) rivayet edilen şu hadis-i şerif üzerinde ne kadar düşünsek azdır. Hadis-i şerif mealen şöyledir: “Birgün ensardan bir zât, Rasûl-i Ekrem (sav) ‘in huzuruna geldi. Her halinden çok üzgün olduğu belliydi. Rasûl-i Ekrem (sav) niçin üzgün olduğunu sorunca: “Ey Allah’ın Rasûlü!.. Düşünüyorum ki, biz bu dünyada sabah akşam huzuruna geliyor, yüzüne
bakıyor, yanında oturuyoruz. Ama yarın (ahirette) sen peygamberlerin yanına çıkarılacaksın, biz sana ulaşamayız, seni göremeyiz. İşte bununiçin çok üzgünüm.’ cevabını verir.[3] Bunun üzerine şu Ayet-i Kerime nazil olur: “Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle ve salih kimselerle beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştır’ (En Nisâ Sûresi: 69)) Sahabe-i Kiram’dan birisi: “Ya Rasûlallah!.. Bir topluluğu sevdiği halde, onlara katılamayan kimse (insan) hakkında ne buyurursunuz?” sualini tevcih eder. Bu sual üzerine Peygamberimiz Efendimiz (sav): “Kişi sevdiği ile beraberdir.’[4] müjdesini vermiştir. Sahabeden Hz. Enes (ra): “Mecliste bulunan Müslümanlar, Rasûl-i Ekrem’in (sav) bu müjdesine sevindikleri kadar, hiçbir şeye sevinmediler”[5] diyerek, duydukları heyecanı ifade etmiştir.

Muhakkak ki sıddıklar, şehitler ve salih kimseler; Fatiha Suresi’nde haber verildiği gibi ‘kendilerine nimet verilen’ kimselerdir. Bütün muteber kaynaklarda, içinde yaşadığımız âlemin ‘imtihan dünyası’ olduğu ifade edilmiştir. Bu imtihan dünyasında insan davranışlarını; yetiştiği aile ortamının, aldığı eğitimim ve sosyal çevre gibi faktörlerin şekillendirdiği malûmdur. Değişik sosyal çevrelerde yaşayan insanların kendilerine, yaygın olan tabirle ‘rol-model’ seçtikleri kimseler vardır. Satanizmin ve anarşizmin salgın hastalık gibi yayıldığı
cemiyetlerde gençlerin kendilerine rol-model seçtikleri kişilerin genellikle futbolcular, aktörler ve ünlü şarkıcılar olduğunu söylemek mümkündür. Yeryüzünde fitne ve fesadın yayılması için bütün fırsatları kullanan siyasi liderler (müstekbirler) büyük devlet adamı olarak insanlara ‘rol-model’ gibi sunulurlar. Cahili ideolojilerin ve davranışların yaygın olduğu günümüzde Müslümanların, kendilerine nimet verilen kimselerin (sıddıklar, şehidler ve salihler) izinde yürümeleri gerekir. Muhterem N. Mehmet Solmaz Hocaefendi’nin kendilerine mahsus
sade uslûbuyla kaleme aldığı elinizdeki bu eser, önemli bir boşluğu dolduracaktır. Hayırlara vesile olmasını dileriz. MİSAK YAYINLARI
———————————————

[1] İmam Seyyid Şerif Cürcani-Kitabû’t Tarifat-İst: ty Kaynak Yay.Sh: 165
2] M.Cevdet-Zeyl Ala Fasl Ahiyyati’l Fitlyan-İst: 1351 Sh:7
[3] İbn-i Kesir- Tefsirûl Kur’ani’l Aziym-Beyrut: 1969 C: 1 Sh: 552
[4] Hadis için/Sahih-i Müslim- İst: 1401 C: 2 Sh:2034 Hadis No: 165 (2640)
[5] İbn-i Kesir-A.g.e. C:1 Sh: 523

Scroll to Top