Köyümüzün arazisi şöyle adlandırılmıştır:
Öteyüz, Tepeden geçen Mengücek caddesi’nin batısında kalan, köyü oluşturan vadinin öbür yüzü; arazinin genel adı. (Küçüktaş, dölek ve karasay’ın tamamı)
Küçüktaş, Eski Kayseri yolunun güneyinde kalan ve ismini kenarındaki taşlıktan alan, Kepez arazisine sınır olan yerdir.
Dölek, Adından da anlaşılacağı gibi Belenden başlayarak Evran kayasının kuzeyine kadar devam edip ovayı ikiye bölen yolun güneyinde ve Kayseri yolunun kuzeyinde kalan düzlüğe dölek adı verilmiştir. Ortasında çay vardır.
Kağnı salağı, Tepeden aşıp giden ince yol’un kuzey kısmında kalan ve Karasy’a kadar uzanan hafif meyilli alandır.
Kavgayası, Vadiyi tam ortadan ikiye bölenKağnı salağının batısındaki çayın Kayseri tarafına denilir. İsmini, araziden ani yükselen kayalardan almıştır.
Cıngıtaş, Kavgayasının batı tarafında bulunan tepeler’e bu ad verilmiştir. Kuruköprü hududuna dayanır.(Bu gün bimis çıkarılmaktadır. Yakın bir gelecekte bu tepeler olmayabilir)
BİMİS OCAKLARI:
Köyümüzde dört yerde bimis ocağı vardır. Arazimizin hemen tamamına yakını bimis sayılır. Bu ocaklar; Belenin ardı, Cıngı taş,Dede mezarı ve Deve taşıdır.
Bimis, başta inşaat sektöründe Biriket yapımı olmak üzere Kot taşlamacılığında kullanılmakta ve bimisden yedi kalem mal çıkarılmaktadır. Yurt içinde pek çok Vilayete götürülmekte ve oralarda kullanılmaktadır.
Bunların yanında tırlarla taşınıp Mersin limanından yurt dışına da ihraç ediliyor.
Karasay, Orta kuyudan giden yolun tepeden sonraki devamı olup, Kağnı salağı ile ulu yol ( şehir yolu ) arasında kalan, ortasından çay geçerek iki parçaya bölünen geniş bir arazidir. Doğusu Mengücek caddesi, kuzeyden ve batıdan Kuru köprü sınırına dayanır.
Bağın ardı, Adından da anlaşılacağı gibi karşı bağların üzeri, Mengücek caddesinin batısında kalan düzlükler. Karasaya giden yolun kuzeyinde kalan, hana kadar devam eden yerlere ise tepe denilir.
Evran kaya, Dölek denilen mevkiin batı tarafı, Kayseri yolunun kuzeyinde kalan kayalarla kaplı ilk dağdır. Köy otlakiyesine hayvanlar üzerinden geçip gitmek zorundadır.
Toprak tepe, Evran kayadan sonra, ondan biraz daha yüksek, adından da anlaşılacağı gibi topraktan yuvarlak bir tepedir. Eteklerine yakın yerlerde ne zaman kazıldığı bilinmeyen inler vardır. Soğuk ve yağmurlu havalarda buralarda hayvanlar barındırılır.
Değirmen taşı, Toprak tepenin kuzey batı tarafında Vengicek ve Kuruköprü sınırını oluşturan çok yüksek olmayan güneyi dik, kuzeyi eğimli bir tepedir.

Kükürt, Değirmen taşının güney batı istika-metinde Erciyes’e doğru aniden yükselen sert ve çok büyük kayalardan oluşan bir dağdır. Köy tarafı eğimli otlak yerlerden oluşur. Bu civarda otlayan hayvanların sulanması için çayın kena-rında bizim çocukluğumuzda babaları-mızın yaptırdığı, hayrat bir kuyu ve bir de göl vardır. Çocukken bizler eşek sırtındakireç kiremit, çimento götürür, kuyu kazımında ve göl yapımında çalışanların azığını taşırdık. Tepe tarafı hayvanların otlayacağı geniş düzlüklerdi. Bu geniş alanlar İsbile sınırı kılıçkayaya dayanır.,
Alimpınarı, Kükürtten biraz daha yüksek olan, orta kısmı çökük iki tarafı yamaçlarla yükselen eğimli, çayırlarla kaplı bir kovuktur. Adını (Alipınarı) kayalar altından kaynayan, az ama tatlı suyu olan pınardan almıştır.
Keçi kıran, Alimpınarı’nın doğu tarafında biraz daha engin çok eğimli, kükürde gelen derelerin başladığı sarp bir yerdir. Kepez sınırını oluşturur.
Koyun Kuyusu, Çayırın kenarında bulunan koyun kuyusunun ve köye giden yolun doğu ve batısında kalan karşılıklı az meyilli, Keçi kuyusuna kadar devam eden yerlerdir.
Rivayete göre Bahadır oğlunun Koramazda yayılan koyunları ovaya indiği zaman bu kuyudan sulanır, keçileri de Keçikuyusu’ndan sulanırmış
Keçi Kuyusu, Adını yol kenarındaki kuyudan alan, yolun doğu ve batısındaki orta kuyuya kadar devam eden biraz daha meyilli olan yerlerdir.
Orta Kuyu, Adını ilgili kuyulardan alan Yolun doğu ve batısında bulunan batı kısmı epeyce meyilli bulunan yerlerdir.
Kayanın Ucu, kayadan gelen Karaosmanoğlu caddesinin bittiği kayaların sona erdiği yerden itibaren yolun çevresinde bulunan ve orta kuyuya kadar uzanan yerlerdir.
İnin Önü, Doğusu Hana giden yol batısı çay olan ve ikisi arasında ve Han Caddesinin batısında kalan inin önü mevkiindeki yerlerdir.
Yoncalıklar, Karşı bağların alt kısmında bulunan, doğusu köyün evlerine, güneyi
Kayseri yoluna, kuzeyi karasay yoluna ve batısı bağlara kadar uzanan, fevkalade mümbit, kara yonca denilen mavi çiçekli yoncaların apayrı bir görünüm verdiği düz, geniş bir arazidir. İçerisinden ince yol geçer. Mavi çiçekli kara yonca çay kenarını ve bağların altını takip ederek Kemer kuyu’ya kadar uzanır.

(Resim: 138) Herk olduğu dönemde Yoncalıklar ve karşı bağlar. Kara yonca

(Resim: 139) Ekin olduğu dönemde Yoncalıklar, başı dumanlı Erciyes ve çevreleri.
Yoncalıklar’ın esrarını bir de Necati Solmazdan dinleyelim
Yaz bahar ayları geldiği zaman,
Her yan için için güldüğü zaman,
Koyun kuzusunu bulduğu zaman,
Dağın taşın yol olduğu zamandır
Tandır yanar enginleri sislenir,
Yoncalıklar elvan elvan süslenir.
Buralarda güzellere rastlanır…
Gönüllerden gel olduğu zamandır
Nallı Kaya (Keyişli), Şehir yolunungüneyinde Kepez yolunun doğusunda bulunan ve adını belenden sonda Kepeze giden yolun da üzerinden geçtiği tepeden alan iki yanı yüksek bulunan çukurca bir yerdir. Doğu yanı arılığa kadar uzanır.
Arılık, Daha önceleri tepeleri üzüm bağları ile kaplı olan, köyün güney batısında bulunan, köy tarafı bağlık bahçelik, üzerinden deli poyrazın eksik olmadığı köyden yüksekçe bir tepedir. Bir yanı köye, diğer yanı Dede Mezarına kadar uzanır.
Dede Mezarı, Kemer kuyunun başından güneyde Kepez sınırını oluşturan ve eski Kayseri yolu ile son bulan hafif meyilli yerlerdir.Bu yerlerin doğu tarafı Ardıcın Gölyeri ne kadar gider. Burada Kayseri yolu ile Kepez yolunun kesiştiği noktada yolun güney doğu kısmındaki tarlanın kenarında büyükçe taşları olan bir mezar vardı. Yolan geçmekte olan yolculardan birinin hastalanarak orada vefat edip oraya gömülmüş. Şimdi taşlar yoktur.

Topaktaş, Adından da anlaşılacağı gibi Pınar diye de bilinen mevkiide düz arazinin içerisinde yükselen çevresi yuvarlak üzeri çayırlar ve taşlarla kaplı, hoş görünümlü, dev bir deniz kaplumbağasını andıran bir tepedir. Bizim çocukluğumuzda Mayıs sonu ve haziran başlarında her yanında öbek öbek “dip kısmı uçlara doğru siyah çizgili Sarı renkli navruz “yetişirdi. Şimdileri navruz kökleri sökülerek başka yerlere kaçırıldığı, ya da satıldığından sadece taşlar kalmıştır. Bu yerin kuzey doğusunda Topal oğlanın çay vardır.
Gölün Üstü, Arılık ile Topaktaş arasında kalan ve Kemer kuyu’dan başlayarak güneye doğru yükselerek devam eden üzeri geniş düz kayalar, çayırlar, yapışık denilen, kevene benzeyen bitkiler ve güzel kokulu “kekik” lerle kaplı genişçe bir alandır.
Göğüs ve Menevşelik, Köyün güneyinde kalan, Kemer kuyu ya kadar olan yolun doğusunu oluşturan, üst kısmı kayalık olan, köye bakan bir yamaçtır. Buraya döş anlamına gelen göğüs denilmiştir. Bu yamacın üzerindeki düzlüklere “Menevşelik” denilir. Sarı çiçekli nevruzlar yetiştiği için bu isim verilmiştir. Üzerinde de köyün su deposu vardır. Kemer kuyular göğüsün yüzüne kazılmıştır.


Tarhana tepesi, Menevşeliğin ve köyün en üst noktasıdır. Topaloğlanın çaydan Ardıç gölüne kadar devam eden hafif meyilli yerlerdir. Tepe kazılarak içinden ev şeklinde bir mezar çıkarılmıştır. Defineciler bir şey buldular mı, Bulamadılar mı bilemiyoruz
Ardıç Taşı, Yukarı harmanlardan başlayıp Ardıç istikametinde giden yolun her iki tarafında kalan ve içerisinde rahmetli Feyzullah emminin bağının bulunduğu Abbas koyağı ve ardıç özüne kadar uzanan düzlüklerdir.
Abbas Koyağı, Mezardan başla-yıpYokuş’a giden yolun üst sağ tarafında bulunan, Mezar Kuyu de-nilen yerden “Deve taşı”na kadar uzanan, doğusu “Ardıç özü” ve “de-ve taşı” ile çevrili; üzerinde Cep telefonlarının “Röle”leri bulunan ve her yana meyilli geniş, çevreye hakim bir tepedir.

Devetaşı, Abbas koyağındaki Rö-le’lerden Ardıç özüne doğru ini-lirken koyağın içinde etrafındaki toprağın zaman içinde aşınması ile Kapadokya da olduğu gibi ortaya çıkan 3-4 m. yüksekliğinde bir taştır.
Bu gün maalesef yoktur. Bimisciler orayı da tahrip etmişler, taşın yerinde yeller esiyor.
Derin Dere, Yokuş’a giden yolun solunda ve alt yanında bulunan ve ismini aldığı Derin derenin çevresinde bulunan, batı tarafı “İnin üstü” denilen ve Kayadan Han’a giden Karaosmanoğlu caddesinin doğu kısmındaki yerlere kadar uzanan hafif meyilli bir yerdir. Derin derenin içi kavaklarla dolu ve bir yanında bağlar vardır.
Ulu Yolun üstü, Handan Malatya-Tomarza istikametine giden yolun iki yanındaki arazilere bu isim verilmiştir. Güneyi Derin dere, doğusu Yokuş’a kadar uzanır.
Kaldırım, Derin dereden başlayıp yokuş’a ve Şerbetçiyeri’ne kadar uzanan geniş bir alandır. Derindereyi geçtikten sonra sola dönen dikir beleni ve şerbetçi yerine kadar uzanan patika yol’un iki yanıdır.
Yokuş, Mezardan giden yolun Deve taşına yaklaştığı noktadan itibaren ikiye ayrılarak Ulu yol’a ve Öz’e inen kısımlarında bulunan, epeyce eğimli olan yerlerdir.
Kaşkaya, Yokuştan gelip Kara kuyu’ ya giden yolun sağ tarafında, yani doğusunda kalan, doğuya doğru gidildikçe yükselen ve Bağırsak deresinde Kamber sınırına kadar uzanan geniş bir alandır. Kara kuyu’ya yaklaştıkça, yolla birlikte hafif eğilerek devam eder, kuzeyi Dikir sınırına ulaşır.
Kara Kuyu ve Kaya Mezarlar, Kaşkayadan kuzeye doğru inildiğinde Kara kuyunun inleri var (Ören yeri) Bu inlerin içinde su bulunur. Yaz kış bu su mevcuttur. Hiç kurumaz. Nasıl toplandığı bilinmez. Buranın bir yerleşim yeri olduğu ve bu inlerin de su deposu olduğu söylenilir.
Bu inlerin üst kısmındaki geniş-düz saylıklar’a eşilmiş kaya mezarlar mevcuttur. İçleri toprakla dolmuştur. Baş ve ayak uçlarında da hece taşları yoktur. Bir kısmı doğu-batı, bir kısmı da güney-kuzey istikametinde kazılmıştır.
Bu inlerden aşağıda bizim arazi biter, Dikirin arazisi başlar. Biraz daha kuzeye inilince Kamber’e giden yol üzerinde geniş bir çayırlık, bu çayırlığın içinde de bir çeşme vardır. Buraya Kara kuyu denir. Daha doğrusu biraz üst taraftaki tarla içindeki suyun kaynadığı yere Kara Kuyu denilir. Çevre de bu ad ile adlandırılmıştır.
Dikir Beleni, Kara kuyuya giden yolun sol tarafında, batı yanında kalan, fazla yüksek olmayan tepelerdir. Fazla verimli değildir.
Şerbetçi Yeri, Dikir beleninin batısında, Ulu yoldan başlayarak kuzeyde Dikir sınırına kadar uzanan, hafif eğimli olduğu için de ortasında küçük bir çay’ın iki yanında kalan mümbit topraklardan oluşan ve üzerinde bir hayli yabani armut “ahlat” ağacı bulunan yerlerdir.
Hanın üstü, Şerbetçi yerinin batı kısmında kalan, Dikir yoluna kadar uzanan, güney kısmı Malatya yolundan başlayıp kuzeyde, Dikir-Kamber yol ayrımına kadar uzanan, Çoğunluğu verimsiz olan tepelerden meydana gelen, dikir yolu kenarları biraz daha verimli bulunan yerlerdir.
Derenin başı, Handa başlayıp Kuru Köprü’ye kadar giden, epeyce de derin olan derenin iki yanında kalan yerlerdir ki kuzey kısmı Kuru köprü ve dikir sınırındaki Baltacı deresi’ne kadar uzanır, Batı yanındaki Molla dayının bağının Kuzeyinde ve Kuru köprü’ye giden değirmen yolu’nun doğu tarafında kalan yerlere de “Kara çalı” denilir. Dere, (Çayırın dere) Han’da, arazininin ani çukurlaş ması ile oluşmuş olup, dere’nin, Orta tepe’ye kadar olan iç kısmı bizim köye aittir. Orta tepeden aşağıda kalan kısmı ise; Kuru Köprü’ye aittir.

(Resim: 144) Derenin başları (Sağlı – sollu) ve karşıda Koramaz dağı

Ressam: M. Çorakçıoğlu
(Resim: 145) Köyümüzün köy içi yerleşimi ve yakın çevrenin kuşbakışı görünümü

(Resim: 146) Erciyes’in bizim köyden görünüşü
Necati Solmaz bir şiir’inde çevreyi şöyle anlatıyor:
ERCİYES’İN ETEĞİ
Vengicek’ten bakılında su içen, Baltacı deresi, şebetçi yeri
Bir At’a benziyor Erciyes dağı. Kaşkaya’dan Karakuyu in’leri
Tepeleri karlı pınarlar sulu, Dikir belanı’ndan yokuşa doğru
Yaylaları hep koyunlu kuzulu. Han’ın üstü ulu yol’un üzeri.
Dağlar düze erer tükenir taşlar, Kağnılar geçermiş cazılayarak,
Ekin tarlaları burada başlar… Han’da konaklarmış hep geceleri..
Arazinin yanı evran kayası, Şimdi Abbas koyağında “Röle”ler.
Geliyor insanın bir bir sayası: Öz’e doğru koyak koyak dereler…
Kükürt, evran kaya,gurbet kuyusu, Topaktaştan öte doğru göl yeri,
Cıngıtaş, küçüktaş ve gavgayası. Göğüs, gölün üstü, dede mezarı
Narlı kaya, bağın altı , karasay, Dudu’nun kayadan bakarsan eğer,
Arılık, yoncalık ve aşağı bağ. Mayıs-haziran’da; görmeyi değer…
Orta kuyu derin dere ve han’da, Kara yonca süsler yoncalıkları.
Mevki mevki geziyorum şu anda. Kokusu mest eder koklayanları..
Mengücek caddesi asvaltlı yoldur, Necati’m bu fasıl burada bitmez.
Vasıtası çoktur, yolcusu boldur. Gezip görmek gerek; anlatmak yetmez.
Necati SOLMAZ
Erciyes Üniversitesi KAYTAM (Kayseri ve Yöresi Tarih Araştırmaları Merkezi)
Arşivi: 172 No’lu “Defter-i Esas-ı Emlak” adlı defter’e göre;
1872 yılında köyümüzdeki mevkiler:
ARAZİ ADLARI/
1. Dede mezarı mevkii
2. Harman başı mevkii
3. Kabristan: Harmanbaşında
4. Kuyu mevkii
5. Ardıç daşı mevkii
6. Küçüktaş mevkii
7. Dere başı mevkii
8. Ardıç yeri mevkii
9. Harman yeri mevkii
1872 Yılında yapılan bir araştırmada, Erciyes Üniversitesi KAYTAM (Kayseri ve Yöresi Tarih Araştırmaları Merkezi) Arşivi: 172 No’lu “Defter-i Esas-ı Emlak” adlı defter’e göre köyümüzdeki evler:
KÖYÜMÜZDEKİ EV SAHİPLERİ

Bunlardan başka; 2 adet Bahçeli ev, 3 adet Ağıl, 2 adet Ahır, 6 Kıt’a (parça) Bahçe 9 adet Samanlık.
Köyün en kıymetli evi: Emiroğlu Süleyman’a ait olup bedeli: 1500 kuruş,
Köyün en kıymetli odası: Seyitoğlu Ali Osman’a ait olup bedeli: 1000 kuruş,
Köyde 5 adet evin fiayatı: 1000 kuruştur.
Diğerleri: 250 kuruş ile 1000 kuruş arasında olup, köy oldukça fakirdi.