
KAYSERİ’DE 1924yılında doğdu.Aile ticaret için Yozgat’a göçtü. Kur’ân-ı Kerim’i okumayı babası Osman efendiden öğrendi. 1930-1940 yıllarında Haşmet hoca, Sağır hoca, Yozgat müftüsü Mehmed Hulusi Efendi ve Nuh Hamurcu’dan, Sarf, Nahiv, Cami, Feraiz, Fıkıh dersleri aldı. Babası “Oğlum Allah seni dini İslâm’a hadim kılsın” duasında bulundu. Orta ikiye kadar yeni tahsilini yaptı. Babasının iki karpuz bir koltuğa sığmaz sözüne uyarak 1938 de okul tahsilini bıraktı. Medrese tahsiline devam etti.
1940’de aile Kayseri’ye döndü. 1943 yılına kadar Gülekçizade Hacı Ali efendiden Akaid, Kelam, Fıkıh, Hadis, Tefsir, Adab, Aruz dersleri aldı.
1943-1947 yılları arasında dört sene askerlik yaptı.
Askerlikten sonra aile ticareti olan züccaciyeliği devam ettirirken, Hacı Hüseyin Aksakal hocadan Yozgatta okuduğu dersleri tekrar okur, ayrıca Tefsir, Kelam, Fıkıh, Muhtasar, Mani ve diğer dersleri okuyarak icazet alır. İcazet aldıktan sonra öğrendiklerini Allah rızası için öğretmeye başlar. Ticaret, ders okutmanın yanında muhasebeciliği de öğrenir. İyi bir muhasip olur.
Hocası Hacı Hüseyin Aksakal: “Seni dini hizmete davet ediyorum” der, dini hizmette vazife almasını ister. Hocasının isteğini bir emir olarak kabul eden Abdullah Saraçoğlu hocamız Ankara’ya gider, müftülük imtihanına girer, kazanır. Israrlı istekler üzerine 1951’de ticareti bırakır, Kayseri müftülüğü müsevvidi olmayı kabul eder, Müftülüğün her türlü idari işlerini yürütür. Ders okutmaya devam eder, vaaz etmeye başlar. Dini hizmet derneklerinde vazife alır, muhasebe lerini tutar.
Bilhassa İmam-Hatip okulunun açılması söz konusu olduğu zaman gecesini gündüzüne katarak durmadan çalışır. Hocamız, hayatı boyunca her hayrın ya başında ya içinde olur.
İmam-Hatip Okulunun açılışından 1965 yılına kadar da, okulda Arapça, Kelam, Akaid, din dersleri ve Siyer okutur.
1966 yılında Bursa’da müftülük vazifesine başlar. Kocaeli ve Kayseri’de de müftülük yapar. Vazifesini yaparken merhum babası Osman efendinin “Oğlum Allah seni dini İslam’a hadim kılsın” duasını esas alır.Bursa müftülüğünde çok başarılı hizmetler yapar. Bursa müftülüğü,
din görevlileri derneği, cami derneklerini, hayır derneklerinin çalışmalarını ve hesaplarını daha düzenli hale getirir. Kayseri’de olduğu gibi Bursa’da da ya hayrın başında, ya da içinde olur. Derneklerin muhasebesini tutarak her dernekten para alıyor şikayetinde bulunurlar.
İlgili makamlar araştırırlar, şikayetin yersiz olduğunun, her derneğin
hocamızın nezaretinde hesaplarını daha düzgün hale getirdiğinin, para almanın söz konusu olmadığının tesbit edildiğini bildirirler.
Merhum hocamız hakkında talebesi Kasım Okut arkadaşımız şöyle diyor:
“O hiçbir zaman batılın ve haksızın karşısında eğilmedi. Allah’ın, Rasulünün ve Hak mezheplerin içtihatlarının dışında hiçbir düşüncenin ve talimatın uydusu olmadı. Hür düşünceli, hür iradeli yaşadı. Rasül-ü Ekrem Efendimizi ve O’nun sahabelerini eşsiz örnek bildi. Bozuk sistemin çarkları onu zedeleyemedi. O hep aydınlattı. Karanlık ona yaklaşamadı. Üst makamların yanlışlıklarına itibar etmedi. Zenginlerin sadakası ve zekatı ona nasip olmadı. O zekat verenlerden oldu.” Hocamızın haksızlığa ve yolsuzluğa asla tahammülü yoktu. Hocamız Bursa müftüsüdür.
Zamanın cumhurbaşkanı Cevdet Sunay bir adamın 633 sayılı diyanet kanununa, mevcut yönetmeliğe aykırı olarak imam olmasını ister. Hocamız kanuna ve yönetmeliğe aykırı diye tayini yapmaz. Cumhurbaşkanı isteğinde ısrar eder. Diyanet zor durumdadır. Diyanet hocamızın dostu olan müdürümüz Cemal Cebeci hocamızı bulurlar. Durumu anlatırlar. “Kanuna aykırı ise yapmaz, ama teklifinizi
söyleyim” der. Ziyaret eder, Diyanetin isteğini söyler. Abdullah Saraçoğlu hocamız, ha Bursa müftülüğü olmuş, ha Hakkari müftülüğü fark etmez der. Diyanet, hocamızı Kocaeli müftülüğüne naklen tayin eder. Cumhurbaşkanının isteği yerine getirilir. Bursalılar, hocamıza
Kocaeli müftülüğüne kadar refakat ederler. Hocamız, bir müddet Kocaeli’nde müftülük yapar, Kayseri müftülüğü açılınca Kayseriye naklini ister. Kayseri’de de bir müddet hizmet edince emekliye ayrılır.
12 Nisan 2001’de 77 yaşında Hakkın rahmetine kavuştu. Hocamızın evladı yoktu, ama şimdi, okuttuğu, yetiştirdiği binleri bulan manevi evladı, ona rahmet okuyor…
İnşaasında emeği, alınteri olan İmam-Hatip okulumuzda yetişen her gençten hocamızın mizanına konan sevaplar gönderiliyor. Hocamız Allah’ın dinine hizmet için yaşadı. Biz öğrencileri bunun canlı şahitleriyiz. Elbette “Kiramen Katibîn” melekleri de şahitlik yapacaklardır… Makamı Firdevs cenneti olsun. Âmîn…
Bu yazımı sınıfımızın 74 numaralı öğrencisi olan Yasin Hatipoğlu kardeşime gönderdim. “Hocamız hakkında bu yazdıklarıma ne dersin?” dedim. Bir şey demedi. Bir not ile hocamız hakkında yazdığı bir dörtlük rubai şiirini gönderdi. Notu ve şiiri şöyledir:
“Kayseri ulemâsından Abdullah Saracoğlu Hocam, bugün (12.04.2001 Perşembe) saat 05:00 sularında Hak’kın rahmetine kavuştu.
Saracoğlu hocam, pek kısa ifadeyle benim ilk yol göstericim ve velî ni’metimdir. Cenâzesini defne giderken, hissiyyatımı bir rübâî ile ifade etmeğe gayret ettim. Cenab-ı Allah makamını pür-nûr eylesin.”
SARACOĞLU HOCAM’A
Alem yeniden öldü seninle, yeri pür nûr ol efendim.
Teşrîfine âmâde melekler, nice mesrûr ol efendim.
Öksüz koyup evlâdını gittin, acımız nâmütenâhî,
Peygamber’im âğuşunu açsın sana, me’cur ol efendim.
Yâsin HATİBOĞLU, 12.04.2001-Ankara- Kayseri