İdârecilere, hâkimlere, bütün insanlara örnek ve önder bir şahsiyet:

Hazreti Ömer (r.a)

Soyu
Kureyş kabilesi Mekke ve civarına hakimdi. Arabistan yarımadasında da sözüne itibar edilirdi.
Kureyş kabilesinin on kolu vardı.
Bunlar: Haşim, Ümeyye, Nevfel, Abdüldar, Esed, Teym, Mahzum, Adî, Cemah ve Semah kollarıdır.

Peygamberimiz (sav) , Kureyş’in Haşim oğulları kolundan, Hz. Ömer ise, Adî oğulları kolundandır.
Hz. Ömer’in soyu, Ka’ab’da peygamberimiz (sav)’in soyu ile birleşir.

Kureyş’in on kolunun ayrı ayrı vazifeleri vardı. Adî oğullarının vazifesi diplomatik ve hakemlikti. Kabilelerle siyas’ı bir görüşme olacağı zaman, elçilik vazifesini Adî oğulları yapar, Kureyş’in haklarını mudafaa ederdi. Zaman zaman da kabileler arasında çıkan antlaşmazlıklarda hakemlik yapardı.

Hz. Ömer’in dedesi Nevfel bin Abdüluzza diplomatik mahareti ile tanınmıştı. İleri gelen kişilerin davalarında karar verme yetkisi Nevfel’indi.

Adî oğulları, iyi karar verebilen, güzel konuşan, ikna kabiliyeti yüksek olan kişilerdi. Hz Ömer de bu yeteneklere sahipti.
Secere ilmi konusunda adî oğulları en yetkili ve bilgili koldu.

Ailesi
Hz. Ömer’in amcası Zeyd, putları sevmez, onlara tapmaz, tek Allah’a inanırdı.

Hz. Ömer’in babası Hattab ise koyu bir putperestti. Zeyd putlara tapmadığı için ona eziyet ve işkence ederdi. Zeyd de kardeşi Hattab’ın işkencesinden kaçar, Hira’da saklanırdı. Zaman zamanda gizlice gelir, Kâbe’yi tavaf ederdi.
Hz. Ömer’in annesi Hantame, Kureyş ordularına kumandanlık eden Hişam bin Muğire’nin kızıydı. Hışam bin Muğire, Ebû Cehil’in babasıydı. Ebu cehil de Hz. Ömer’in dayısı olurdu.

Doğumu ve Kişiliği
Hz. Ömer, Fil vak’asından on üç yıl sonra doğdu. Doğumu coşku ve sevinçle karşılandı.
Hz. Ömer, çocukluğunda deve otlatırdı. Otlatma bütün gün boyu devam ederdi.
Babası Hattab gaddar bir adamdı. Kusurunu bulduğu zaman onu merhametsizce döverdi.
Hz. Ömer’in sert mizaçlı olmasının sebebini babasının gaddar olmasına bağlayanlar da vardır.

Hz. Ömer, halife iken bir gün eskiden deve otlattığı yerden geçti ve şöyle dedi:

“Ben buralarda Hattab’ın sürülerini otlattım. Vallâhi ben çok sert ve kırıcı idim. Şimdi ise ümmet-i Muhammed’e halife oldum. “

Hz. Ömer Allah’a yöneldi: “Ey rahmeti bol Allah’ım! Bir zamanlar keçe abalı bir deve çobanı olarak
bu çölde dolaşır dururdum. Ne zaman yorgunluktan oturacak olsam babam beni döverdi.
Şimdi ise Allah’tan başka büyük tanımıyorum.”dedi.

Hz. Ömer, gençliğinde kendini o zaman öğrenilmesi ve yapılması gerekli olan işlere verdi.
Şecere ilmini, kılıç kullanmayı, ata binmeyi, spor yapmayı, hitâbet sanatını öğrendi.

Ukaz panayırındaki güreşlerde Hz. Ömer hep yenerdi.
Ata bir sıçrayışta binerdi.
Şiir alanında söz sahibiydi.

Hz. Ömer de ataları gibi kabileler arası antlaşmazlıklarda Kureyş tarafından elçi olarak gönderilirdi. Karar verme yetkisi kuvvetli bir diplomattı.
Hz. Ömer, Kureyş kabilesi içinde okuyup yazması olan az sayıdaki kişilerden biriydi.
Hz. Ömer, ticaretle uğraşır, geçimini ticaretten sağlardı. Ticaret için Suriye’ye, İran’a gider gelirdi. Ticaret için gittiği ülkelerde önemli kişileri ziyaret eder, onlarla dostluklar kurardı.
Hz. Ömer, tanınmış bir insandı, gerek Arabistan içinde gerekse Arabistan dışında geniş bir çevresi vardı.
Peygamberimiz (sav)’e peygamberlik verildiği zaman, Hz. Ömer 27 yaşındaydı. Gençliğin en kuvvetli ve verimli çağındaydı.

Scroll to Top